17 Eylül 2011 Cumartesi
17 Mayıs 2011 Salı
Beşiktaş Teknik Direktörü Tayfur Havutçu'dan ilk mesajlar
Beşiktaş Yönetimi ile Teknik Direktör Tayfur Havutçu, dün üç yıllık (2 + 1 yıl opsiyonlu) görev için prensip anlaşmasına vardı.
Bugün, telefonda "Hayırlı olsun" dedim Tayfur Hoca'ya. Başarı dileklerime teşekkür ettikten sonra, özellikle taraftara birkaç mesaj rica ettim.
"Nerede olduğumun farkındayım ve ne yapacağımı biliyorum" diye başladı söze.
"Ben kendime de, ekibime de, oyuncularımıza da, yönetimimize de, taraftarımıza da güveniyorum. Onların da bizlere güvenmesini istiyorum" sözleri önemliydi.
Tayfur Havutçu'yu tanıyanlar bilir; fazla konuşmaz. Okuyan, dünyayı takip eden, futbolu bilen, ailesine bağlı, akıllı ve iyi kalpli bir insandır.
Birlikte çalıştığı yabancı teknik direktörler, futbol adamı kimliğinin gelişmesine ve tecrübe kazanmasına katkı sağladı.
Tayfur Hoca'nın şu sözlerinin altını özellikle çizmem gerekiyor:
"Önemli olan Beşiktaş'ın temel değerlerine sadık kalan ve bu bilinçte olan oyuncu topluluğunu kurmak. Bizim görevimiz bu ve bunu başaracağız."
Açıkça sordum telefonda; bu kadar yıldız ismin bir arada olduğu bir takımı yönetmekte yetersiz kalabileceğine dair endişeleri hatırlattım. Tavrı rahat, cevabı netti:
"Yıldızlar topluluğu bir kadroyu idare etmenin zorluklarının farkındayım ve elbette ona göre hareket ediyorum."
Bu farkındalığın gereğini nasıl yaptığına da somut bir örnek verdi Havutçu:
"Bu sezon, takımda ve Türkiye'de ilk senesi olan bazı oyuncularımızın da adaptasyon dönemini tamamladığını düşünüyorum. Bire bir yaptığım görüşmeler sonrası şunu söyleyebilirim ki; gelecek sezon, bu oyuncularımızdaki değişim ve dönüşümü hep birlikte göreceğiz."
Bunları söylerken isim vermedi ama özellikle hangi oyuncudan söz ettiğini tahmin etmek güç değildi.
Ve Beşiktaş Teknik Direktörü'nün tribündeki Beşiktaşlı'ya yönelik sözleri:
"Beşiktaş taraftarının ne istediğini çok iyi biliyoruz. Onların beklentilerine cevap verecek bir takım oluşturup, Beşiktaş ruhunu sahaya yansıttığımız zaman herşey çok farklı ve güzel olacak. Ben buna inanıyorum ve camiamızdan da buna inanmalarını istiyorum."
100'üncü yılın şampiyon kadrosunun kaptanı, bugünün Beşiktaş Teknik Direktörü Tayfur Havutçu'nun mesajları işte böyle...
Bizimki, kısa bir dost sohbetiydi... Gündemdeki konuları, spor medyasındaki meslektaşlarıma bırakıyorum... :-)
Murat Çelik
Tayfur Havutçu kimdir?
http://tr.wikipedia.org/wiki/Tayfur_Havut%C3%A7u
Bugün, telefonda "Hayırlı olsun" dedim Tayfur Hoca'ya. Başarı dileklerime teşekkür ettikten sonra, özellikle taraftara birkaç mesaj rica ettim.
"Nerede olduğumun farkındayım ve ne yapacağımı biliyorum" diye başladı söze.
"Ben kendime de, ekibime de, oyuncularımıza da, yönetimimize de, taraftarımıza da güveniyorum. Onların da bizlere güvenmesini istiyorum" sözleri önemliydi.
Tayfur Havutçu'yu tanıyanlar bilir; fazla konuşmaz. Okuyan, dünyayı takip eden, futbolu bilen, ailesine bağlı, akıllı ve iyi kalpli bir insandır.
Birlikte çalıştığı yabancı teknik direktörler, futbol adamı kimliğinin gelişmesine ve tecrübe kazanmasına katkı sağladı.
Tayfur Hoca'nın şu sözlerinin altını özellikle çizmem gerekiyor:
"Önemli olan Beşiktaş'ın temel değerlerine sadık kalan ve bu bilinçte olan oyuncu topluluğunu kurmak. Bizim görevimiz bu ve bunu başaracağız."
Açıkça sordum telefonda; bu kadar yıldız ismin bir arada olduğu bir takımı yönetmekte yetersiz kalabileceğine dair endişeleri hatırlattım. Tavrı rahat, cevabı netti:
"Yıldızlar topluluğu bir kadroyu idare etmenin zorluklarının farkındayım ve elbette ona göre hareket ediyorum."
Bu farkındalığın gereğini nasıl yaptığına da somut bir örnek verdi Havutçu:
"Bu sezon, takımda ve Türkiye'de ilk senesi olan bazı oyuncularımızın da adaptasyon dönemini tamamladığını düşünüyorum. Bire bir yaptığım görüşmeler sonrası şunu söyleyebilirim ki; gelecek sezon, bu oyuncularımızdaki değişim ve dönüşümü hep birlikte göreceğiz."
Bunları söylerken isim vermedi ama özellikle hangi oyuncudan söz ettiğini tahmin etmek güç değildi.
Ve Beşiktaş Teknik Direktörü'nün tribündeki Beşiktaşlı'ya yönelik sözleri:
"Beşiktaş taraftarının ne istediğini çok iyi biliyoruz. Onların beklentilerine cevap verecek bir takım oluşturup, Beşiktaş ruhunu sahaya yansıttığımız zaman herşey çok farklı ve güzel olacak. Ben buna inanıyorum ve camiamızdan da buna inanmalarını istiyorum."
100'üncü yılın şampiyon kadrosunun kaptanı, bugünün Beşiktaş Teknik Direktörü Tayfur Havutçu'nun mesajları işte böyle...
Bizimki, kısa bir dost sohbetiydi... Gündemdeki konuları, spor medyasındaki meslektaşlarıma bırakıyorum... :-)
Murat Çelik
Tayfur Havutçu kimdir?
http://tr.wikipedia.org/wiki/Tayfur_Havut%C3%A7u
6 Mayıs 2011 Cuma
En tehlikeli atasözü...
"Ateş olmayan yerden duman çıkmaz..."
Son dönem Türkiyesi'nde, hiç şüphesiz, en tehlikeli atasözü bu.
Haysiyet cellatlarının keskin kılıcı, yağlı ipi bu söz.
"Çamur at, izi kalsın"cıların can simidi.
Bulanık suda avlanma üstadlarının oksijen çadırı.
Puslu havayı sevenlerin en geçerli silahı.
Birisi hakkında bir iddia at ortaya...
Ardından da; yapıştır şöyle okkalı bir, "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz" cümlesi.
Bunu söylerken bir de, kafanı sola yatırıp, kaşlarını kaldırıverirsen, işlem tamamdır.
Olur da, bu kadarı yetmezse diye hazırda bir liste de var... Acil durumda camı kırıp sıralayabilirsin art arda:
"İnsanoğlu çiğ süt emmiş" var mesela.
"Bu devirde babana bile güvenmeyeceksin" var ya da...
Var oğlu var...
Seç, beğen, kullan...
Sonra...
Sonra, o insan uğraşsın...
Senin hakkında söylenenler için "İddia sahibi, iddiasını ispatla mükelleftir" prensibini yorulmadan seslendir; ardından başkalarıyla ilgili iddialar için; "E canım... Ateş olmayan yerden duman çıkmaz."
Aferin, otur 10 !
Son dönem Türkiyesi'nde, hiç şüphesiz, en tehlikeli atasözü bu.
Haysiyet cellatlarının keskin kılıcı, yağlı ipi bu söz.
"Çamur at, izi kalsın"cıların can simidi.
Bulanık suda avlanma üstadlarının oksijen çadırı.
Puslu havayı sevenlerin en geçerli silahı.
Birisi hakkında bir iddia at ortaya...
Ardından da; yapıştır şöyle okkalı bir, "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz" cümlesi.
Bunu söylerken bir de, kafanı sola yatırıp, kaşlarını kaldırıverirsen, işlem tamamdır.
Olur da, bu kadarı yetmezse diye hazırda bir liste de var... Acil durumda camı kırıp sıralayabilirsin art arda:
"İnsanoğlu çiğ süt emmiş" var mesela.
"Bu devirde babana bile güvenmeyeceksin" var ya da...
Var oğlu var...
Seç, beğen, kullan...
Sonra...
Sonra, o insan uğraşsın...
Senin hakkında söylenenler için "İddia sahibi, iddiasını ispatla mükelleftir" prensibini yorulmadan seslendir; ardından başkalarıyla ilgili iddialar için; "E canım... Ateş olmayan yerden duman çıkmaz."
Aferin, otur 10 !
28 Nisan 2011 Perşembe
Duygu Akdoğan'ın BeşiktaşK anısı (mesajı)
merhabalar . öncelikle okuduğunuz için teşekkür ederim. ben istanbuldan duygu akdogan. 18 yaşındayım. ve Beşiktaş'ımla ilgili öyle gözlerinizi kamaştıracak bir koleksiyonum filan yok. sadece biriktirdiğim maç biletlerim var.. ama takımına çok aşık bir Beşiktaş 'lı olarak , belki ilk anımı oluşturmam bu yarışma sayesinde olur. Eğer o formalardan birini almaya hak kazanırsam ilerde çocuklarıma anlatacağım , göstereceğim güzel bir anım olur .. Umarım bir şansım vardır. Teşekkür ederim tekrardan vakit ayırdığınız için. Kolay gelsin..
Bora Orakçı'nın BeşiktaşK anısı
Kime: info@karakartaliz.biz
Gönderilenler: 5 Nisan Salı 2011 19:10:42
Konu: Bu Aşk Bambaşka Bir Aşk BeşiktAŞK
Tarih:23 Ağustos 1998
Yer: İnönü Stadı
İnönü Stadı tadilat sonrası kapılarını ilk kez açmıştı.Taraftarlar hem "mabet" dedikleri yapıyı hemde gönülden bağlı oldukları takımlarını görebilmek için stadı hınca hınç doldurmuşlardı.
Beşiktaş Fevzi Tuncay, Ali Eren, Sellami, Alpay Özalan, Tayfur Havutçu, Mutlu Topçu, Erkan Avseren, Ayhan Akman, Mehmet Özdilek, Ohen, Oktay Derelioğlu on biriyle sahadaydı.Rakip dönemin formda takımı Prekolu, Samuel Johnsonlı Gaziantep Spor'du.
Yani Dünya'nın en güzel manzarasına sahip yerde herşey futbola hazırdı.Maçın hakemi Ali Uluyol ilk düdüğü çalarak büyük heyecanı başlattı.Maç çetin geçmekte iki takımda ataklar yapmaktaydı.Maçın daha başlarıydı,Preko çabukluğuyla Sellami'den sıyrıldı fakat arkadan bir hareketle kendini yerde buldu.Maçın hekemi Ali Uluyol hiç tereddütsüz kırmızı kartını çıkardı ve ortam ilk dakikalarda gerilmeye başladı.Bu gerginlik ve sertliklerle ilk yarı sona erdi.Devre arasında İnönü'de gergin bekleyişi ne çalan müzikler, ne de top toplayıcı çocukların 5'e 2 yapmaları dağıtabildi.
İkinci yarı başladı ve başlar başlamaz Preko'yla Gaziantep 1-0 öne geçti.Beşiktaş 10 kişi ve 0-1 mağluptu.Golden yaklaşık 10 dakika sonra Şifo Mehmet şık bir vuruşla skoru eşitledi.Ama 10 kişi Kartal'da yorgunluk belirtileri artmış Gaziantep ataklarını sıklaştırdıkça taraftarlar ıslıklarına başvurmuş tüm stat çınlamaktaydı.Ceza sahasında Ayhan'ın Oktay'ın düş(ürül)melerine seyirci kalan Ali Uluyol'a protesto giderek artmıştı.
Artık son dakikalara girerken Alpay'ın yapmış olduğu harekete kırmızı kart göstern Ali Uluyol fitili ateşledi ve işler çığırından çıktı.Bir kaç dakika içinde Çarşı sahaya indi.Ali Uluyol'un üstüne yürüyerek orta sahaya kadar hareket ettiler.Araya Beşiktaşlı futbolcular ve teknik heyet girdi.Maç uzun süre durdu.Çarşı tribünde yerini aldı, çevik kuvvet neredeyse taç çizgisi kenarına kadar gelip kol kola girerek etten duvar ördü ve maç yeniden başladı.O cennet atmosfer şenlikler dağıldı yerini tam bir cehenneme bıraktı.
Beşiktaş 9 kişi mücadele ediyor ve Gaziantep saldırdıkça saldırıyordu.Ali Uluyol ise maçı uzattıkça uzatıyordu.Maç artık Beşiktaş'ın sahasında Yeniaçık tarafındaki kalede oynanıyordu.Artık herkes son düdüğü beklerken Ali Uluyol cezasahası içinde olan bir pozisyon için düdüğüne başvurdu.Maç bitti denilirken Gaziantep Spor cezasahası sol çaprazından endirekt vuruş kazandı.Ama topu Tayfur Havutçu pozisyon sırasında uzaklaştırmış top kapalı tribüne gitmişti.Gaziantepli futbolcular pozisyona en yakın olan Numaralı Tribünün Yeni açık tarafındaki top toplayıcı çocuktan topu istediler.Top toplayıcı çocuklar maç boyunca 10 kişi kalan daha sonra 9 kişi kalan takımları için topu oyuna yavaş yavaş sokuyorlardı.Ama böyle bir şey ilk kez oluyordu.Futbolcular topu istedikçe Gaziantep yedek kulübesinin yanında duran top toplayıcı çocuk topu vermemekte ısrar ediyordu.Gaziantepli futbolcular artık taç çizgisine doğru gidip çocuğun elinden topu almak için ceza sahasından kenar çizgiye doğru gitmeye başlarken Gaziantep Spor teknik heyeti kulübeden ayağa kalkarak top toplayıcı çocuğun üstüne yürüyorlardı ama o hala inat ederek topu atmadı.Bunu gören Numaralı Tribündeki taraftarlar Gaziantep teknik heyetine bozuk paralar,çakmaklar hatta üst taraftan cep telefonu atan bile vardı.Onlar çaresiz kulübeye sığınırken Ali Uluyol'da çift vuruşu kullandırmadan olaylar daha da büyümesin diye maçtaki son düdüğü çaldı.
Son düdükle Gaziantep Sporlu futbolcular teknik heyet ve Ali Uluyol soyunma odasına polis koruması eşliğinde giderken, gözler top toplayıcı çocuktaydı.Numaralı Tribünde "aferim oğlumlar" sesi yükselirken top toplayıcı çocuk canından çok sevdiği, Özkaynak Düzeninde minik takımda formasını terlettiği, ileride "Mabet"te oynamanın hayallerini kurduğu Beşiktaş'ının o gece aldığı puanda tuzu olmasının gururunu duyuyordu.
O çocuğun duygularını nereden mi biliyorum?Çünkü o küçük top toplayıcı çocuk benim...
BORA ORAKCI
Gönderilenler: 5 Nisan Salı 2011 19:10:42
Konu: Bu Aşk Bambaşka Bir Aşk BeşiktAŞK
Tarih:23 Ağustos 1998
Yer: İnönü Stadı
İnönü Stadı tadilat sonrası kapılarını ilk kez açmıştı.Taraftarlar hem "mabet" dedikleri yapıyı hemde gönülden bağlı oldukları takımlarını görebilmek için stadı hınca hınç doldurmuşlardı.
Beşiktaş Fevzi Tuncay, Ali Eren, Sellami, Alpay Özalan, Tayfur Havutçu, Mutlu Topçu, Erkan Avseren, Ayhan Akman, Mehmet Özdilek, Ohen, Oktay Derelioğlu on biriyle sahadaydı.Rakip dönemin formda takımı Prekolu, Samuel Johnsonlı Gaziantep Spor'du.
Yani Dünya'nın en güzel manzarasına sahip yerde herşey futbola hazırdı.Maçın hakemi Ali Uluyol ilk düdüğü çalarak büyük heyecanı başlattı.Maç çetin geçmekte iki takımda ataklar yapmaktaydı.Maçın daha başlarıydı,Preko çabukluğuyla Sellami'den sıyrıldı fakat arkadan bir hareketle kendini yerde buldu.Maçın hekemi Ali Uluyol hiç tereddütsüz kırmızı kartını çıkardı ve ortam ilk dakikalarda gerilmeye başladı.Bu gerginlik ve sertliklerle ilk yarı sona erdi.Devre arasında İnönü'de gergin bekleyişi ne çalan müzikler, ne de top toplayıcı çocukların 5'e 2 yapmaları dağıtabildi.
İkinci yarı başladı ve başlar başlamaz Preko'yla Gaziantep 1-0 öne geçti.Beşiktaş 10 kişi ve 0-1 mağluptu.Golden yaklaşık 10 dakika sonra Şifo Mehmet şık bir vuruşla skoru eşitledi.Ama 10 kişi Kartal'da yorgunluk belirtileri artmış Gaziantep ataklarını sıklaştırdıkça taraftarlar ıslıklarına başvurmuş tüm stat çınlamaktaydı.Ceza sahasında Ayhan'ın Oktay'ın düş(ürül)melerine seyirci kalan Ali Uluyol'a protesto giderek artmıştı.
Artık son dakikalara girerken Alpay'ın yapmış olduğu harekete kırmızı kart göstern Ali Uluyol fitili ateşledi ve işler çığırından çıktı.Bir kaç dakika içinde Çarşı sahaya indi.Ali Uluyol'un üstüne yürüyerek orta sahaya kadar hareket ettiler.Araya Beşiktaşlı futbolcular ve teknik heyet girdi.Maç uzun süre durdu.Çarşı tribünde yerini aldı, çevik kuvvet neredeyse taç çizgisi kenarına kadar gelip kol kola girerek etten duvar ördü ve maç yeniden başladı.O cennet atmosfer şenlikler dağıldı yerini tam bir cehenneme bıraktı.
Beşiktaş 9 kişi mücadele ediyor ve Gaziantep saldırdıkça saldırıyordu.Ali Uluyol ise maçı uzattıkça uzatıyordu.Maç artık Beşiktaş'ın sahasında Yeniaçık tarafındaki kalede oynanıyordu.Artık herkes son düdüğü beklerken Ali Uluyol cezasahası içinde olan bir pozisyon için düdüğüne başvurdu.Maç bitti denilirken Gaziantep Spor cezasahası sol çaprazından endirekt vuruş kazandı.Ama topu Tayfur Havutçu pozisyon sırasında uzaklaştırmış top kapalı tribüne gitmişti.Gaziantepli futbolcular pozisyona en yakın olan Numaralı Tribünün Yeni açık tarafındaki top toplayıcı çocuktan topu istediler.Top toplayıcı çocuklar maç boyunca 10 kişi kalan daha sonra 9 kişi kalan takımları için topu oyuna yavaş yavaş sokuyorlardı.Ama böyle bir şey ilk kez oluyordu.Futbolcular topu istedikçe Gaziantep yedek kulübesinin yanında duran top toplayıcı çocuk topu vermemekte ısrar ediyordu.Gaziantepli futbolcular artık taç çizgisine doğru gidip çocuğun elinden topu almak için ceza sahasından kenar çizgiye doğru gitmeye başlarken Gaziantep Spor teknik heyeti kulübeden ayağa kalkarak top toplayıcı çocuğun üstüne yürüyorlardı ama o hala inat ederek topu atmadı.Bunu gören Numaralı Tribündeki taraftarlar Gaziantep teknik heyetine bozuk paralar,çakmaklar hatta üst taraftan cep telefonu atan bile vardı.Onlar çaresiz kulübeye sığınırken Ali Uluyol'da çift vuruşu kullandırmadan olaylar daha da büyümesin diye maçtaki son düdüğü çaldı.
Son düdükle Gaziantep Sporlu futbolcular teknik heyet ve Ali Uluyol soyunma odasına polis koruması eşliğinde giderken, gözler top toplayıcı çocuktaydı.Numaralı Tribünde "aferim oğlumlar" sesi yükselirken top toplayıcı çocuk canından çok sevdiği, Özkaynak Düzeninde minik takımda formasını terlettiği, ileride "Mabet"te oynamanın hayallerini kurduğu Beşiktaş'ının o gece aldığı puanda tuzu olmasının gururunu duyuyordu.
O çocuğun duygularını nereden mi biliyorum?Çünkü o küçük top toplayıcı çocuk benim...
BORA ORAKCI
27 Nisan 2011 Çarşamba
Yavaş Yavaş Ölürler (Muere Lentamente)
Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındırmayanlar.
Seyahat etmeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındırmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi
mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.
Pablo Neruda
Yanlış anlaşılmaktan ise hiç anlaşılmamayı yeğler oldum...
Çünkü o genel kural geçerli, biliyorum: "Sen ne kadar bilirsen bil, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır."
Çok doğru...
Çok.
Çifte standartlardan uzak, iyi niyetli ve samimi iletişim tek aradığım...
"Bağcı" ile ilgilenilmeyen, tek derdin "üzüm yemek" olduğu bir ortam.
Bugünün dünyası - ve maalesef - hele de bugünün Türkiyesi'nde lüks oldu bu beklenti, biliyorum...
Gerçi...
Dürüst olmalıyım; twitter'da takipçilerimle yakaladığımız seviye mükemmele yakın.
Birkaç "defolu" var elbette aramızda ama o kadar da olacak.
@MuCelik çok şanslı bir twitter katılımcısı anlayacağınız.
Şimdi o temelin üstüne bir de burayı koyalım bakalım...
"Hayatın her zaman çok da ciddiye alınmaması gerektiği" notunu düşerek...
Haydi buyurun...
Çünkü o genel kural geçerli, biliyorum: "Sen ne kadar bilirsen bil, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır."
Çok doğru...
Çok.
Çifte standartlardan uzak, iyi niyetli ve samimi iletişim tek aradığım...
"Bağcı" ile ilgilenilmeyen, tek derdin "üzüm yemek" olduğu bir ortam.
Bugünün dünyası - ve maalesef - hele de bugünün Türkiyesi'nde lüks oldu bu beklenti, biliyorum...
Gerçi...
Dürüst olmalıyım; twitter'da takipçilerimle yakaladığımız seviye mükemmele yakın.
Birkaç "defolu" var elbette aramızda ama o kadar da olacak.
@MuCelik çok şanslı bir twitter katılımcısı anlayacağınız.
Şimdi o temelin üstüne bir de burayı koyalım bakalım...
"Hayatın her zaman çok da ciddiye alınmaması gerektiği" notunu düşerek...
Haydi buyurun...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)